l ana sayfa l açılış sayfası yapın l favorilere ekleyin l iletişim
 
 
 
 
  Diamed'den haberler...
  Merkezimiz

Anlaşmalı Kurumlar
 

 

  Diyabet...  
- Diyabet nedir ?
- Tip 1 Diyabet
- Tip 2 Diyabet
- Gestasyonal diyabet
- Diyabette acil durumlar
- Diyabetin uzun dönem komplikasyonları
- Diyabet ve tedavisi
- Diyabet hastaları için önemli öneriler
 
 

Tip 1 Diyabet
Diyabet de, tıpkı örnekte ki gibi mekanizmalarına ve nedenlerine göre farklı tiplere ayrılır. Batı ülkelerinde, “insüline bağımlı diyabet” ve “insüline bağımlı olmayan diyabet”gibi genel olarak iki tipte incelenir. Tropikal ülkelerde de diabete rastlanır; ancak bunun başlıca nedeni kötü beslenmedir ve tümüyle farklı bir tip gösterir.

       İnsüline bağımlı diyabet (İBD ya da Insulin Dependent Diabetes Mellitus, IDDM), “Tip 1 “ terimiyle gösterilir. Başlıca özelliği, pankreastaki Langerhans adacıklarında toplanmış beta hücrelerini, yıkım derecesine bağlı olarak,ya hiç insülin salgılamaması ya da yok denecek kadar önemsiz salgılama yapmasıdır. Bu yüzden tedavisi zorunlu olarak dıştan iğne ile insülin vermeye dayanır. Ağızdan insülin verme olanağı yoktur. Çünkü,bir protein olan insülin, midede proteini sindirmekle yükümlü enzimlerce hemen parçalanmakta ve etkisizleştirilmektedir.Bu nedenle araştırmalar burundan, damla şeklinde insülin verilebilme çalışmalarına yöneltilmiştir...

       Tip 1 diyabet her yaşta ortaya çıkabilir. Ancak yaygın olarak çocukluk ve ergenlik dönemlerinde görülür. Bu yüzden genç tipi , “juvenil diabet” diye anılır .Tip 1 diyabete yakalanan bireylerin kiloları genelde normal olduğundan zayıf diabet de denir. Diyabet tipleri içindeki oranı yüzde 5-15’tir. Dünyada her yıl 100.000 çocuktan 10-40 tanesinde Tip 1 diyabet gelişmektedir. En sık Finlandiya'da görülmektedir. Şu andaki bilgilere göre, bir çocukta Tip 1 diyabet gelişmesini önlemek ve diyabeti tam olarak iyileştirmek mümkün değildir.

Belirtileri:

-
Ani kilo kaybı

- Anormal ağız kuruluğu ve su içme

-
Sık idrara çıkma

-
Halsizlik ve aşırı yorgunluk

- Sürekli açlık hissi

- Görme keskinliğinde azalma, bulanık görme

- Tekrarlayan enfeksiyonlar

-
Çocuklarda gece yatağını ıslatma

- Uykuya meyil

       Tip 1 diyabette vucutta  insülin neden yoktur? Bu sorunun cevabı bağışıklık sisteminde saklıdır. Şimdiye kadar yapılan araştırmaların sonucu Tip 1 diyabetin otoimmün bir hastalık olduğu doğrultusundadır. Çünkü, organizma kendi hücrelerini yıkmaktadır.

       Otoimmün bir hastalıkta, bağışıklığı güçlendirici hücrelerin etkinliği ve antikor üretimi vücudun bazı dokularına yönelir ve o dokuyu zararlı belleyerek yıkar. Bu antikorların Tip 1 diyabetteki düşmanları ise Langerhans adacıklarındaki beta hücreleridir. Yani, diyabetlinin bedeni kendi hücrelerine saldırıp yıkmaktadır.

       İnsüline bağımlı diyabette kalıtım faktörleri fazla önemli bir role sahip değildir. Yıllar boyu yürütülen gözlemler çevresel faktörlerin (virüs ya da bakteri etkenli hastalıklar,ruhsal ya da fiziksel travmalar, aşırı stres vb.)ön plana çıktığını göstermiştir. Bunu kanıtlayan verilerin en önemlisi ise, virüs hastalıklarının (nezle,gripvb.) çok yaygın görüldüğü sonbahar ve kış aylarında Tip 1 diyabet vakalarının doruk bir patlamaya ulaşmasıdır. Burada önemli bir noktayı vurgulayalım:Her zatüre olan, kızamık köken ya da gribe yakalanan kişinin insülin üretimi sekteye uğramaz. Bunun için kişinin, ayrıca bazı biyolojik belirleyicileri (marker) taşıması da gerekir.

       Bu belirleyicileri saptamaya,yani insüline bağımlı gelişecek bir diabetin erken teşhisine ilişkin en son ve umut verici çalışma, 12-16 Eylül 1995 ‘te Stockholm’de toplanan EASD (European Association Study For Diabetics) 31. Yıllık Kongresi’ne Londra’dan katılan Dr. Edwin Gale ve arkadaşlarınca açıklandı. Buna göre üç biyolojik belirleyicinin birlikte değerlendirilmesi ile Tip 1 diabet çok erken dönemde, hem de % 98 gibi yüksek bir oranda tanınabilecek.

Söz konusu belirleyiciler şunlar:

ICA (adacık hücre antikoru; ülkemizde ölçülüyor);

GAD 65 (glutamik asit dekarloksilaz, molekül ağırlığı 65 kd; yakında ülkemizde de ölçülebilecek);

GAD 37 (glutamik asit dekarloksilaz, mol.a. 37 kd; henüz araştırmalarda kullanılıyor).

       Araştırmalar, Avrupa’da çok merkezli bir şekilde, ENDIT projesi adı altında yürütülüyor. Bu maddeler, en çok insülin bağımlısı diabetlilerin çocuklarında ve kardeşlerinde aranıyor. Üçü birlikte saptandığı takdirde, vücuda bağışıklığı değiştiren maddeler verilerek pankreastaki yıkımın önlenmesi amaçlanıyor.

       Kalıtsal risk faktörüne gelince...Bir çocukta insüline bağımlı diabet varsa, kardeşleri için risk % 5-10; anne ya da baba aynı durumdaysa çocuklar için risk % 1-2 veya daha azdır.


Not: Yukarıda yazılı olan bilgiler , konuyla ilgili bir tanıtım amacını taşımaktadır. Eğer Diyabet konusunda size özel bilgiler istiyorsanız mutlaka doktorunuza danışmanız gereklidir. izmirdiamed.com yukarıda verilen bilgilerden veya bu bilgilerin doktora başvurmadan kullanımından doğabilecek olan ( olumlu yada olumsuz ) her türlü  maddi ve manevi  sonuçlarından sorumlu değildir.
 

 
     


Her Hakkı Saklıdır © 2006 İzmirdiamed.com   kullanım koşulları   Web Tasarım: Scala Martı Tanıtım